Yeni yerler yeni kokular
Kars'ın Iğdır ilçesi demişlerdi kabak kafali bos gozlu oglana.
Ne Kars'in ne de Iğdır'ın anlamini biliyordu. Kim bilir bilmediği daha neler vardi.
Minicik bi kasabaydi. Birbirinden cok uzakta bahceli evler vardi.
Ne cok resim vardi bu minicik kasabada misafircilik oynanacak. Gozunu her yumdugunda hatirlayacakti nasil iplige donustuklerini merak ettigi pamuk bahcelerini, kamyonlardan dusunce toplanip tandirda pisirilen seker pancarlarini, toprak damli evleri, garip konusan cocuklari, coban kopeklerini, acaip ibadetlerini, misir puskullerini ve garip isimlerini.
Baba karsiladi onlari. Niye opmemisti ki sanki oglani, ablasini ve anneyi? "Hos geldiniz, ozledim. Sizi bekledim, yol hic bitmedi" demedi ki? Oysa oglan opmeyi ve bunlari demeyi istemisti.
Baba sadece cantalari tasiyordu. Uzerinde otobus gibi kokan yesil uniformasi vardi.
Yol o kadar uzun surmustu ki, ve o mazot kokusu oglanin icine islemisti. Her yerden bu koku geliyordu. Ve midesi bulaniyordu. Cocuk bu uzun otobus yolculuklarindan sonra, egsoz kokusuna dayanamaz oluyordu ve burnunu kapatiyordu yanindan her arac gectiginde. Cok sonralari yenecekti bu huyunu.
Kocaman bahceli bi eve getirdi baba onlari. Ev sahibi olan yasli cift ve kizlari da bu bahcenin icindeki bi baska evde oturuyolardi. Bahcede tavuklar, hindiler, badem agaclari ve misirlar vardi.
Cocuk bu yeni yerden urkmustu. Sevmiyordu degisikligi, yeniligi. Heyecan verici ama yorucu ve korkutucuydu yenilikler. Toprak damli yeni evlerine yerlestirdi baba onlari ve gitti...
Oysa ne cok ozlemisti oglan yesil uniformali babayi. Oglan opseydi bi kere bari. Yada koklasaydi. Ter, kolonya, yeni utulenmis elbise ve araba koltugu kokusu gelirdi hep babadan. Bu koku babayi hatirlatiyodu yada baba mi bu kokuyu hatirlatiyodu?
Ablasiyla kocaman bahceyi tanimaya ciktilar. Badem ve erik agaclarina baktilar. "Ye ye bitmez di mi abla?" dedi oglan. Tavuklara baktilar, isim koydular onlara tek tek. Hepsi cizgi filmlerdeki karakter isimlerinden olusan bi tavuk ordusu emirlerindeydi artik. Bi de kopek vardi: Karabas. Ama kafasi beyazdi vucudu gri idi. Al işte! Anlasilmaz yetiskinler!
Bahcedeki tahta kulubeden olusan tuvalete anlam veremediler. Evlerin icinde tuvalet olmamasi komikti.
Sonra yoruldular ve uyumak icin eve girdiler. Ee bu bakir bahce onlarindi artik. Bi gunde kesfederlerse tadi kacardi. Yavas yavas...
Oglan sabah uyandiginda nerde oldugunu animsayamadi. Hayal gibiydi. Nerde yatiyordu? Abileri ablalari neredeydiler? Sonra her sey teker teker geldi aklina. İzmir'de birakmisti biri haric hepsini. Ozlemisti onlari. Ama sonra bu dusunceleri kovdu aklindan. Oglan bahceye firlamadan once, giristeki ayakkabilara bakti. Ama babasinin ayakkabilarini goremedi. Kocaman ayakkabilar. Kabak oglanin iki ayagi giriyordu bi tekine. Hep parlak ve boyali ayakkabilari vardi babasinin. Nasil oluyordu da temiz tutabiliyordu babasi? Her sabah kalkacak ve bakacakti. Ama genellikle goremeyecekti o ayakkabilari. Bu dusunceleri de kovdu aklindan. Yeni kasabayi kesfe koyulma fikrine sarildi.
Abla coktan bahceye cikmisti. Onu misirlarin basinda buldu. Misirlarin puskullerine sekil veriyordu. Kuafor olmustu ablasi. Beraber oynadilar. Sekil sekil saclar yaptilar. Kisalttilar, orduler hatta ipliklerden kurdeleler yaptilar misirlara. Hindileri kovaladilar sonra. Biraz da cagla yediler.
Ogleden sonra, bahcede kasfedecek ilginc bir kose kalmamisti. Sira sokaktaydi...
Sokaga cikar cikmaz etraflarini sardilar cocuklar. Cok ilginc konusuyorlardi. Oglanin bildigi ama sanki unuttugu bir dil gibi. Oglan kendi bildigi Turkce'nin dogru dil olduguna karar verdi, ve kendini ustun gordu. Ama bu, oteki cocuklar oyuna baslayinca bitti. Simdi eglenen onlardi. Bi kenarda oturan da ablasi ve kendisiydi. Cocuklar oglani ve ablasini konusmayi bilmemekle sucladilar. Ne kadar da cok egleniolardi!
Bu kuskun bekleyis ertesi gun de surdu. Sabah ayakkabi kontrolunden sonra yeni model misir puskulleri ve dogru sokak! Cocuklar yine almadilar oglanla ablasini oyunlarina. Sonra cocuk dahiyane planini buldu: Onlari taklit etmek! Evet bu kadar basitti. Yavas yavas onlarla arkadas olacakti, ve dillerini taklit edecekti. Onlardan biri gibi olacakti.
Zaman icerisinde plani basariya ulasinca cocuk sunu ogrendi: Dogru yada yanlış yoktu. Sadece az olmak vardı. Iste bu kadar basitti. Her sey az ve cok olan uzerine kuruluydu. Cok olanin dogrusu daha dogruydu demekki.
Bir sonraki sabah, yolculuktan once abilerinden aldiklari bozuk paralari birlestirdiler oglanla kiz. Ve bakkala gittiler, biskuvi aldilar. Oglan kakaolu sevmezdi. Ablasi severdi, ama oglan icin vazgecerdi. Kare seklindeki sutlu bu biskuvilerden nedense 21 tane vardi bi pakette. 10ar tane bolsutuler. Ve kalan 1 taneyi tam ortadan bolduler. Cok adilceydi. Her cumartesi sabahi biskuvi gunuydu. Saatlerce surerdi o hazineyi tuketmek.
Cocuk aksam cok yorgun uzandi yatagina. Ve o gece babasinin kalın sesini duydu. Icini bi heyecan kapladi. Kosup koklamak istedi. Ama yorgunluk daha baskindi. Sabah o kadar erken kalkti ki cocuk, ortalik daha karanlikti. Kosup ayakkabilara bakti. Iste burdaydi. Her zaman parlak kocaman ayakkabilar. Iki ayagini soktu bi teke. Capakli gozleri ile guldu haline.
Salona dondu. Anne babasinin yatak odasinin kapisi onunde duran koltuga uzandi. Tek kisilik bir koltuktu bu. Ama oglan ona uzanabilecek kadar kucuktu.
Bekledi...
Gitmeden gorecekti babasini...
Bekledi...
Sonra bir anligina kapandi gozleri. Sadece bi saniye olduguna yemin edebilirdi oglan. Ama actiginda ortalik aydinlanmisti. Anne mutfakta kahvalti hazirliyordu. Cocuk kendine ofke icerisinde ve bi parca umutla ayakkabilara kostu.
Ama yoktu, yoktu, yoktu...
Yatak odasina girdi. Ortada bir canta ve icinde babasinin kirli elbiseleri vardi.
Bir kac parca kirli elbiseyi cikardi.
Yuzune bastirdi.
Ter, kolonya, yeni utulenmis elbise ve araba koltugu kokusu geliyordu elbiselerden.
Bu koku babayi hatirlatiyodu yada baba mi bu kokuyu hatirlatiyodu?
Ve cocuk sessizce agladi...
Bos bakmiyordu gozleri artik, ıslaktı...
Ama uyukaldigi icin kendisine olan ofkesinden mi agliyordu yoksa ozleminden mi karar veremedi...


1 Comments:
chevrolet impalaya bindim, buffalo eti yedim, yabancı kızlarla kesiştim, sevdiklerime minik hediyeler aldım, sevindirdim. hırsız polis, uzun eşek, yakalamaca oynamadın;sen cocuk olmadın.
Post a Comment
<< Home